Girişimcilik Hayalleri Olan Bir Toplum

Atağa kalkmak için güçlü bir zemin oluşturan Türkiye’nin yeni hedefi, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak. Şimdi Türkiye, 2 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak, kişi başına milli geliri 25.000 doların üzerine, dış ticaret hacmini 1.2 milyar dolara, çıkarmak için çalışıyor. Bu yolda da ciddi bir azme ve heyecana sahip: Girişimcilik!

50’li yıllardan bu yana özel sektör sürekli büyüyerek önemli bir birikim ve hacme ulaştı. Ekonomi içinde çok belirgin olan kamunun ağırlığı da özel sektöre kaydı. Bugün ülkedeki yatırımların 5’te 4’ünü özel sektör gerçekleştiriyor. Türk iş insanları da yıllar içinde yetenek, erdem ve becerilerini geliştirdi. Bu yetenek şimdilerde alttan gelen genç kuşağın heyecanı ile birleşiyor.

80 milyonluk nüfusunun yarısında fazlası 35 yaşın altında olan Türkiye’de girişimciliğe duyulan ilgi artıyor; aynı zamanda girişim sayısında patlama yaşanıyor.

Türkiye’de geleceğe güven duymanın en önemli dayanaklarından biri insanlarının yapı olarak en zor koşullarda bile ayakta kalmayı sağlayan azimleri. Yüzyıllar içinde, Anadolu’da pek çok mücadele vermiş olan bu toprakların insanlarının genlerini taşıyan girişimcileri de, yaşanan pek çok ekonomik krize ve istikrarsızlığa rağmen ayakta kalmayı ve gelişmeyi başarıyor. İşte bu nedenle Türkiye ekonomisinin geri dönüş yeteneği hayli yüksek.

Dünyanın ilk ticaret merkezi 9 bin yıl önce Çatalhöyük’te kurulmuştu. Para ilk kez Anadolu’nun Akdeniz kıyılarındaki Lidya’da ortaya çıktı. Frigya’da tarihin ilk bankacılık uygulamaları gelişti. Kayseri’deki Kaniş-Karum, ticaretin tüm enstrümanlarının binlerce yıl öncesinde kullanıldığı bir bölgeydi. Yüzyıllardan süzülüp gelen bu deneyimlerin de etkisiyle Türk iş dünyası, sadece ülkeye değil tüm dünyaya yeni girişimler kazandırmaya hazır.